Posted on

Geleceğin Geçmişinde Bir Gelmemiş Gelecek… (Bölüm 8)

Tarih: Bilinmiyor…

Yer: Bilinmiyor…

Sarper girdiği harabe binada bir yaşam belirtisi aramaya çalışıyordu. İçinden “Böyle bir ortamda kim yaşayacaksa!” diye geçirmesine rağmen, yaşayan birilerini görmek ve ona bilmediği soruları (Hangi zamandalar? ve Neredeler?) sormak istiyordu. Yüksek bir binanın merkezinde yer alan merdiven boşluğuna geldiğinde binanın tepesine baktı ve başının döndüğünü hissetti. Alla halla neden acaba… Davar oğlan binaya lap die dalınır mı? Dicekseniz eğer, demeyin. Ellerinde birkaç alet var işte radyasyon ölçüo gaz salınımı ölçüo falan. Öyle tedbirli ilerliolar hani…

Lander, bir yandan etrafı bir yandan da arkadaşını göz ucuyla süzerken Sarper’in durumunu fark etti ve “binadan çıksak iyi olacak” dedi. Sarper kendini biraz olsun toplayarak binadan ayrıldılar. Önlerindeki geniş cadde üzerinde yüzlerce beton yığınından oluşmuş bloklar, binalar, barınaklar ve buna benzer yapılar resmen bir ölü şehir gibi onlara selam veriyordu. Bak burda edebiyat yaptım haa ölü nasıl selam vercekse artık dimi… Sevdim bak bunu, istemsiz oldu. İyice gaza geldim dur…

Bir kaç blok ileride yine büyük bir binanın içine girdiler ve binanın rüzgar ile oluşturduğu o ürkütücü sesi dinlemeye başladılar. Burada biraz dinlenmeleri iyi olacaktı zira soğuk hava ve üzerinde bulundukları psikolojik baskı onları çok çabuk tüketiyordu.

Kelly üzerinde çalıştığı sensör korumasını tamamlamış ve denemek için kapsül etrafına yerleştirdiği sensörlerin görüş alanına ufak buz kütleleri fırlatmaya başlamıştı. Kelly’nin attığı buz parçacıklarını algılayan sensörler, hemen Kelly’nin elindeki radyo kumandasına ses dalgaları yollayıp frekansta değişime neden olmaya başlamıştı. Kelly en azından geceleri biraz daha güvenli uyuyabileceğini düşünüyordu. Düşünüyor da uyuturmuyum ben uyutmammmm… Bende kal… Dur…

Lander dinlenmek için girdikleri binada derin bir araştırmaya dalmıştı. Burası bir bina değil resmen bir şehri içinde barındıran devasa bir yapıydı. Dolaşırken gördüğü dişçi koltukları, sedyeler, zırhlı kapılar, gözetleme delikleri, posta için kullanıldığı belli olan haberleşme boruları ve bir çok detay gözüne çarpmıştı. Ne yazık ki hala bir yaşam belirtisi bulamamışlardı. Bu soğukta burada yaşayan bir kitap kurdu bile yoktu. Tam o an aklına, etrafında hiç kitap veya yazılı bir belge görmediği geldi.

Jill, merkez kapsüldeki imkanlar doğrultusunda örnek olarak aldığı buz üzerinde yaptığı analizde kesin bir yargıya ulaşamamıştı çünkü buz tabakası en fazla 50 – 60 yıl arası bir yaştaydı. Buradan bir sonuca ulaşamayınca daha derin bir araştırma yapmaya karar verdi. Yapsın bakalım belki işe yarar bişi buldururuz… Neyse biraz aksiyon yapalım hadi…

Sarper bina içerisinde ısınmaları için ateş yakarken Lander da elinde fenerle binayı gezmeye devam ediyordu. Akşam olmamasına rağmen binanın iç bölümleri karanlık olduğu için el fenerini kullanma gereği duymuştu. Girdiği son oda alışılmışın dışında, daha temiz ve düzenli gözüküyordu. Aynı zamanda tüm caddeyi görebildiği bir bölüme de sahipti. Lander bu alanın geçici kuracakları barınak için şimdilik ideal bir yer olduğuna kara vermiş ve saat dahada geç olmadan Sarperin yaktığı ateşi söndürmüş ve dönüş yolculuğuna başlamak için binadan ayrılmışlardı. Kapsüle gidip yarın Kelly ve Jill’i de alarak buraya yerleşebileceklerini planlıyorlardı. Lander palet motorunu çalıştırmak üzere ön bölüme geçerken Sarper arka selede yerini almıştı. Palet motorunu çalıştırmak üzere olan Lander tam o sırada yere yığılmıştı. Sarper ne olduğunu anlayamadan Lander’ın ağzından çıkan koyu renk kanı gördüğünde endişeye kapılmıştı. Lander editöre atar yapmış bende öldürüp diziden çıkrıyım dedim… Yok lan şaka… Azcık ekşın olsun dimi ama… Dur bak daha ne ekşınlar yapacammmm… 

Sarper, arkadaşını hemen palet motorun arka selesine yerleştirdi ve palet motorunu çalıştırarak kapsüle doğru ilerlemeye başladı. Kapsüle varması için gitmesi gereken 1 saatten fazla mesafe vardı. Her 15 dakikada bir durup Lander’in nabzını kontrol ediyor ve onunla konuşmaya çalışıyordu. Kapsül görüş alanına girdiğinde Sarper’in vücudu adrenalin salgılamayı arttırmış ve daha derin düşünmesine olanak vermişti. Hala Lander’a ne ve nasıl böyle bir şeyin olduğunu çözmeye çalışıyordu.

Kelly motoru gördüğünde bir terslik olduğunu algılamıştı. Direksiyonda Lander değil Sarper vardı ve Lander hiç bir yerde gözükmüyordu. Motor dahada yaklaştığında Lander’ın sele içinde yığılı olan bedenini gördüğünde şok oldu. Jill daha soğuk kanlı bir hareketle hemen Lander’i merkez kapsüle taşıması için Sarper’e yardım etti.

Merkez kapsülde 2 gündür Lander’in ayılmasını bekliyorlardı. Ekip moral olarak tamamen bir çöküntü içine girmişti. Jill’nin yaptığı kontroller sonucu Lander’in yolculuk esnasında maruz kaldığı fiziki kuvvetler nedeni ile karaciğerinde bir yırtık oluştuğunu ortaya çıkmıştı. Tedavi için gerekli üst düzey tıbbi bilgileri ve malzemeleri olmaması nedeni ile çaresizce Lander’in uyanmasını bekliyorlardı…

Bu bölümü okulun kütüphanesinde yazdım. Çok rahat oluomuş böyle… Bundan sonra öğle aralarım boş kaldıkça bir bölüm çıkarırım gibime gelio… 

10. Bölümde sezon finali yapacam haaa ona göre… Tabi sezon finali derken ara falan vermicem haaaaaa… Sadece konsept bu işte ondan… 

Ulen kendi kendime konuşuom da neyse… Umarım okuyan birileri vardır…

İstanbuldan okuyan biri varsa gelsin çay ısmarlıyım 2 spoiler vereyim… 

 

Write a comment