Posted on

Geleceğin Geçmişinde Bir Gelmemiş Gelecek… (Bölüm 7)

Tarih: Bilinmiyor…

Yer: Bilinmiyor…

Tüm ekip üyeleri merkez kapsüldeydi. Ekip, Sarper ve Kelly’nin Kuzeyde gözlemledikleri yaşam belirtisi olmayan yerleşim alanını tartışıyorlardı. Kapsülün indiği günden beri Güney kutbunda olabilecekleri tezi şuan ciddi bir sarsıntıya uğramıştı. Güney kutbunda değil bir yerleşim alanı kurmak 3, 5 kulübeyle kurulan araştırma üstleri bile birkaç ayda terk edilmek zorunda kalınıyordu.

Hala “Zaman” konusunda ne gibi bir ilerleme kat ettiklerini bilmiyorlar ve merak içerisinde şuan düştükleri durumdan nasıl kurtulacaklarını tartışıyorlardı. Lander ve Jill kapsüldeki ekipman yardımı ile derme çatma bir ulaşım aracı yapmışlardı. Tek kişilik bir palet kızağın arkasına kapsülün pürüzsüz dış kaplamasından bir vagonu andıran küçük seleyi bağlamışlar, Lander da yakıt sorununu uzman olduğu güneş panelleri yardımıyla kısmen çözmüştü. Fakat dünyanın şuan bulundukları bölgesine güneş ışınları çok az bir yansımayla ulaştığı için akülerin güneş enerjisiyle dolması uzun zaman alacaktı. Çok mu uzun sanki bu cümleler… Okurken kafanıza göre bi yerde nefes alın… Vurgu falan takmayın kafaya…

Terk edilmiş yerleşim alanına gidebilmek için akülerin dolmasını 4 gün beklemek zorunda kaldılar. Aküler yüzeye yaptıkları frenleme manevraları nedeni ile neredeyse tamamen tükenmiş ve yıpranmışlardı. Lander akülerin dolmasıyla 400 km yol alabileceklerini arkadaşlarıyla paylaşmış ve yine bir karar verme noktasına gelinmişti. Sarper ve Lander tahmini 24 km uzaklıktaki yerleşim alanına gidip kolaçan etmeyi ve sonrasında oraya geçici bir üst kurmak için kapsüldeki eşyaları oraya taşımayı teklif etmişlerdi. Jill ile Kelly bu fikri onaylamış ve “palet motor” yardımıyla sabah yapacakları yolculuk için hazırlanmalarında onlara yardım etmişlerdi. Paragrafları büyüttüm biraz, yüzeyselden betimlemeye geççem de ondan… Sıkıldım yüzeysel olay örgüsünden be okur…

Sabahın ilk saatlerinde Sarper herkesten önce uyanmıştı. Belkide uyku tutmamıştı, bunun nedenini bilmiyordu ama dünyada nerede ve hangi zamanda olduğunu bilmemek onda kötü bir his uyandırıyordu… Adam efkarlı, rakı koysan devirir bi 70 lik…

Tüm kontrollerin ardından Lander’ın kullandığı ve Sarperin de arkasındaki sele görünümlü alanda, ekipmanlarla birlikte oturduğu palet motoru kapsülden uzaklaşmaya başlamıştı. Yanlarına yeteri kadar yiyecek ve temiz su almakla birlikte, kapsülde bulunan birkaç hafif silahı da yanlarına almışlardı. Silah her şeyi b*ka çeviren bişey evet biliom ama bunlar bilim adamı, asker değil korkma savaş çıkartmazlar… Çıkaradabilirler aslında… Bilemedim şimdi…

Lander ve Sarper şehre doğrudan yaklaşmak yerine şehri bir süre izleyebilecekleri bir tepenin üzerine çıkmaya karar verdiler. Kızağı durdurup, 50 – 60 metre yükseltiye sahip buz kütlesinin üzerine çıkmaya başladılar. Burada bir kaç saat şehrin durumunu değerlendirdiler ve güneşin tepeye yükseldiği kısa süreli zaman diliminde şehre doğru palet motorla ilerlemeye devam ettiler. Hızlı geçiom buraları mevzu karışık bakalım ne olcak…

Kelly, artık ihtiyaç duymadıkları kapsül parçalarından bir tür sensör ağı yapmaya çalışıyordu. Nerede ve hangi zaman diliminde olduklarını bilmemesi nedeni ile çevreden gelebilecek tehlikelerden korunma iç güdüsü bir hayli artmıştı. Jill ise yaptıkları yolculuğun sonrasında hedefledikleri zaman dilimine gelmiş olma ihtimalini değerlendiriyor ve üzerinde bulundukları buz yüzeyinden örnekler alıp incelemeye çalışıyordu. Jill çakal tabi… Nerde olduğuyla değil önce hangi zamanda olduğunu merak edio…

Yerleşim alanı 30 ve 40 katlı binalardan oluşuyordu ve bu binalar yaşanamaz haldeydi. Kimisi daha henüz hiç kullanılmamış, kimi ise tamamen yağmalanmış görünüşlere sahipti bu binaların. Lander şehrin girişine geldiğinde palet motoru durdurdu ve şehrin girişinde yer alan tabelaları okumaya çalıştı. Tabelalar küf ve pislik nedeni ile okunamaz hale gelmişti. Sarper tabelalardan çok binanın üzerinden sallanan “Tiempo de Guerra” yazılı flamaya takılı kalmıştı. Lander, gençliğini ve öğrencilik yıllarını Avrupayı gezerek geçirdiği için bunun İspanyolca olduğunu anladı. Beyin hücrelerini biraz daha yorduğu zaman genç olduğu dönemlerde İspanyada katıldığı Domates Festivalinde, festival meydanında yazılı olan yazıyla aynı olduğunu hatırladı. Sarper’e dönüp “Savaş Zamanı” diyerek çevirdi binanın üzerinde asılı duran flamayı işaret ederek… Al sana hangi zamandalarmış işte… İpuçlarını verdim birazda sen kur bakalım İspanyolcanın ne işi var güney kutbunda? Yada Kutupların ne işi var İspanyada mı desem… Bilemedim…

Bundan sonra bölümleri okulda yazacam…

Büyük ihtimal haftada 5 bölüm çok rahat gelir…

 

Write a comment