Geleceğin Geçmişinde Bir Gelmemiş Gelecek… (Bölüm 5)

Tarih: Bilinmiyor…

Yer: Güneş yörüngesi – Dünyada bir yer.

Işık ötesi hız ile Güneş etrafında 7 gün boyunca 2.419.200 tur atmışlardı. Güneş yüzeyine doğru yaptıkları ilerleyişi tamamlayarak dengeli manevralarla yörüngeden çıkmaya başlamışlardı. Dünya ile kurdukları son iletişimin üzerinden 10 gün geçmişti. Kapsül ekibinde sabırsız bir bekleyiş vardı. Jill tüm ekibin sağlık kontrollerini tamamladıktan sonra görev yerine geçmiş Lander ise gözünü enerji monitöründen ayırmıyordu. Görevin en zor kısmının başladığının herkes farkındaydı. Sarper bir yandan iniş için hesaplamalar yapıyor öte yandan yolculuğun sonunda ne olacağını düşünüyordu. Gerçekten zamana karşı yaptıkları bu yarışı kazanmışlarmıydı. Peki ya kazanmışlarsa dünyada onları neler bekliyordu. Bu sorulardan şimdilik sıyrılıp işine odaklanmaya karar verdi. İş ciddiye bindi tabi hafiften yusuf yusuf oldu…

Güneş yörüngesinden ayrıldıklarında hepsi ufak bir heyecan içine kapıldı. Artık dünyaya dönmeleri gerekiyordu ve bunun için önlerinde 30 günlük bir yol daha vardı. Lander yörüngeden çıktıktan sonra hızlarını azaltmak için güneş panellerinin gücünü %25 azaltmış ve yaklaşıl 220.694 km/s hızla dünyaya yönelmişlerdi. Ahanda bakalım neler olcak şimdi…

Sarper güneş yörüngesinden çıktıklarının Jill tarafından anons edilmesiyle merkez kapsülü terk edip dünya ile iletişim kurmaya çalıştı. Gönderdiği radyo dalgalarının dünyaya ulaşması 3 ile 4 saat sürecekti ve kendine cevabın ulaşması ile birlikte toplam 7 saatlik bir bekleyişe başladı.

Güneş yörüngesinden ayrıldıktan 3 gün sonra Kelly kapsül hasar raporlarında alışılmışın dışında değerlerle karşılaştı. Kapsül, yörüngeden çıkmak için yaptığı manevralarda hasar almış ve ısı geçirgenliğini kaybetme aşamasına gelmişti. Isı sensörlerinin nasıl böyle bir şeyi algılayamadığını çözemeyen Kelly hemen durumu ekip arkadaşlarıyla paylaştı…

Ekip yaptıkları ayrıntılı incelemelerde, kapsülde bulunan birçok sensörde hataların oluştuğunu gözlemledi. Onları en çok korkutan enerji, hız ve ısı sensörleriydi. Eğer gereğinden fazla enerji kullanırlarsa kapsül hızlanabilir ve alev topuna dönüşebilirdi. Haydaaa valla ben bişi yapmadım nerden çıktı lan bu arızalar…

Ekip önlem olarak merkez kapsülde iniş gerçekleştirmeye karar vermiş ve yolculuklarını merkez kapsülde sürdürmeye başlamışlardı. Sarperin dünya ile yaptığı bağlantı denemeleri bir türlü neticeye kavuşmuyor, öyle ki hiç bir radyo frekansı yakalayamıyorladı. Bu durumu iyiye mi yoksa kötüye mi yormaları gerektiğini bilmiyordu.

27. günün başlarında atmosfere giriş yapmak üzereydiler. Normal şartlarda hiç bir değerin saniye bile sapmaması gerekiyordu, ama sensörlerin oluşturduğu sorunlar nedeni ile 3 gün öncesinde atmosfere ulaşmışlardı. Bu da onların ortalama hızın 1.100 km/s üzerinde olduğunu gösteriyordu. Yol açın ulen adamlar basmış gelio…

ZAE yerküre merkezi ile hala iletişim kurulamıyordu. Artık ekip ciddi psikolojik çöküntü içine girmişti. Lander atmosfere giriş esnasında tüm komutayı ele alarak manuel manevralarla iniş gerçekleştireceklerini açıkladı. Ekip bunun farkındaydı ve hemen herkes manevra bölgesinde yerini aldı. Atmosferle yaşadıkları ilk temas kapsülü bir hayli sarsmıştı. Yaklaşık 3 dakika sonra iniş paraşütleri açılacaktı. Bilgisayar sistemlerinin yaptığı ölçüme göre Atlas okyanusunun Kuzeyine inmeleri gerekirken, iniş bölgesinin 900 km güneyine, ekvator bölgesinde okyanusa iniş yapacaklardı. Sustum sustum aha şimdi konuşacam bakalım nereye incekler… Dr. Briant da yok piyasada… 

Paraşütler açılmış kapsül okyanusa doğru hız kaybederek süzülmeye başlamıştı. Bu kapsülün içerisinden böyle anlaşılıyordu. Geri sayım her 10 metrede bir tekrar ediyordu.

Son 40 metre…

Son 30 metre…

Son 20 metre…

Son 10 metre…

Herkes okyanusa yapacakları yumuşak inişi beklerken geminin sert bir yüzeye çarpması ekip içerisinde panik havası oluşturdu.

Lander ekipteki herkesin iyi olduğunu tespit etmek için onlarla konuşuyordu. Olası bir travma durumu gözlemlenebilirdi. Sarper, Jill ve Kelly fiziki olarak gayet sağlıklıydılar ama neden sert bir yüzeye indiklerini anlayamıyorlardı. Siz daha durun oooo anlatcam ben size… Kamiller…

Kapsül terk etme protokolleri gereği 12 saat kapsülden ayrılmamaları gerekiyordu. Lander bilgisayar sistemlerini kontrol ettiğinde bir çoğu ya çalışmıyor yada hatalı çalışıyordu. Sensörlerde yaşadıkları arıza ve bu durumu göz önüne aldığında, bilgisayar sistemlerinin koordinatlarını yanlış hesapladığını ve muhtemelen Avrupa kıtasına iniş gerçekleştirdiklerini düşündü. Bu teorisi ekip tarafından da onaylanmış ve kapsül içerinden kalan 10 saatlerini hazırlanarak geçirmişlerdi. Okyanusta batmıyomu o alet diyen akıllı okurum seni alkışlıyorum ama sağda solda şişme botlar oluyor kapsüllerin…

Lander kapsül iniş sistemini manuel olarak Sarper ile birlikte açmaya çalıştı. Bilgisayar sistemlerinin bozulması nedeni ile iniş rampasını elle açmaya başladılar. Aç bakalım kutunda büyük mü var küçük mü…

Rampa açıldığında içeriye giren soğuk havayı ilk hisseden Sarper olmuştu. Yer yüzüne baktığında ise onu bir buz tabakası karşılamıştı. Sarper Avrupa kıtasının hiç bir zaman bu kadar soğuk olmayacağını bilecek kadar coğrafya bilgisine sahipti… Hadi bakalım şimdi alın size gelecek… Gelmiş mi gelmemiş mi görecez de önce bi totonuzu kurtarın şu kapsülden… 

Blogu düzenli okuyan 9 – 10 kişi var ben hala yazıom… Sırf onlsr için yazıom… Saygılar sevgiler…

 

Welcome to Future… 

 

Write a comment